Türkiye Yazarlar Birliği Erzurum Şube Başkanı M.Hanefi İspirli Azerbaycanlı Şair-Yazar Mehmet Aslan’ın vefatı ile Türk Dünyasının büyük bir şairini, Erzurum’unda bir muhibbini kaybettiği söyledi.
Türkiye Yazarlar Birliği Erzurum Şube Başkanı M.Hanefi İspirli, Mehmet Aslan'ın Türkiye ile Azerbaycan arasında kültür köprüsü kurduğunu, Türkiye’de de Erzurum’a olan sevgisi ve ilgisi ile önemli bir isim olduğunu hatırlattı.
Yazarın 1970 yılında "Erzurum'un Gediğine Varanda" kitabını kaleme aldığını belirten İspirli, bu kitabın Azerbaycan Edebiyatında önemli bir yeri olduğunu, Azerbaycan halkının Erzurum sevgisine kaynaklık ettiğini belirtti.
İspirli şunları söyledi;
“Başkent Bakü'deki evinde yaşamını yitiren Azerbaycan'ın ünlü şairi Mehmet Aslan’ın Bakü'deki Ejderbey Camii'nde öğle namazına müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Abşeron ilçesindeki Masazır kasabası mezarlığında toprağa verildiğini hatırlatan İspirli merhuma Cenab-ı Hak’tan Rahmet niyaz ediyor, Tüm Türk Dünyasına baş sağlığı diliyoruz. Bir çınarı daha toprağa verdik. Türk şiiri bir değerini daha kaybetti. Tek milletin evladı Azerbaycan’ın gür sesi yaptıkları ile anılacak ve yaşatılacaktır” dedi.
MEHMET ASLAN KİMDİR?
Kelbecer’in Laçin kentinde doğan Mehmed (Memmed) Aslan, (1939-1945) 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hemen babasını kaybetmiş, anası ile beraber Karabağ’a göçmüştür. Orada bir akraba yanında çobanlığa başlayan Aslan, “Ahmed Muallim” adlı sevdiği bir öğretmenin teşvik ve yardımlarıyla okula başlamıştır. 1962’de Azerbaycan Pedagoji Enstitüsü’nü bitiren Aslan, Kelbecer’de bir süre dil ve edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Şimdi, şiirden edebiyattan başka bir “meslek” düşünmediğini “kalemi ile yaşamak” istediğini, şu kıtasında anlatmaktadır:
“Sepip yeşertirem sözü kelmeyi
Ayrı sanatım yok, ayrı işim yok.
Tanıtsa bir mısra tanıtır beni,
Ayrı sanatım yok arayışım yok”
Kendisi klâsik Divan edebiyatında Fuzulî’yi, Halk şiirinde ise (şifahî şiir) Âşık Elesger’ı “zirve” olarak görmektedir… Kendisi daha ziyade Elesger tam, halk söyleyişine, dörtlük ve koşmalara, âşık geleneğine meyilli olan Mehmed Aslan, bu gelenekli şekiller içinde tasavvufî düşünceye de zaman zaman yöneldiği görülmektedir. Şair böylece yurdunun, Türklüğün, dünyanın, insanlığın meselelerini dile getirmektedir. Bu özellikleri ile Aslan kaynaktan ve ustadan yetişme “eli sazlı” bir Halk şairi olmayıp Türkiye’deki Abdurrahim Karakoç, Kul Ozan ve Osman Atilla gibi âşık tarzında yazan aydın şairler arasında yer almaktadır.
Köylerden, kasabalardan, folklordan beslenme rahat ve açık bir dille, ferdî, millî vatanî duygularını dile getiren Mehmed Aslan (Temmuz 1990, 3 sayılı Kubbealtı Akedemi Mecmuası’nda., Said Başer’le) yaptığı mülakatta şiirini şöyle değerlendirmektedir;
“Bir edebiyatçı ne zaman siyasetten, cemiyetten kenarda kalırsa o milletin, o halkın evlâdı değildir. Biz hepimiz bir gerçeği yaşıyorsak ve o şair de, yazar da o gerçekliğin içerisindedir. Aslında eserimiz, şiirimiz ondan doğuyor.
Ben sanatımın birinci devrinde daha ziyade tabiattan yazan bir şair gibi tanınırdım. Folklorla bağlı, folklorun dev şahsiyetleri ile ilgili sıradan şiirler yazmıştım. Ama bu hadiselerden beri, tek bir ne muhabbet, ne tabiat….hiçbir şey….Yukarılı aşağılı elli şiir yazdıysam, ellisi de başımıza gelen bu târihî felâketten kaynaklanan şiirlerdir.”
M. Aslan’ın burada “tarihî felâket” dediği 20 Ocak 1990’da Sovyet halklarının Bakû’ya girerek, geçe yansı, sokakta rastladıkları, Türk-Azerî gençlerini şehit etmeleri olayıdır. Azerbaycan’da, bağımsızlık kıpırdanışları olurken, o tarihte önce Ermeniler Türklere saldırtılmış, ardından Ruslar, kör makinalar halinde, sırf hürriyet isteyen halkımızı susturmak için yüzlerce genci şehit etmişlerdir. Bu olay Azerbaycan’da millî bir ıstırap ve büyük ruh kargaşalığı ve hayal kırıklığı doğurmuştur. Şehit gençler, yüzlerce tabut içinde üzerinde bahçeler dolusu karanfil serpilmiş olarak Şehitler Bağı’na getirilerek gömülmüşlerdir.
Bu gençlerin şehit edilmeleri, o zaman Türkiye ve Azerî basınında ve şiirinde ve yazılanınızda acı akisler yapmıştır. Onlar için yazılan en güzel şiirlerden birisini ise Mehmed Aslan “Ağla Gerenfil Ağla” adıyla meydana getirmiştir.
“ERZURUM’UN GEDİĞİNE VARANDA” KİTABI YAYINLANDI
Azerbaycan'ın milli şairlerinin başında sayılan Aslan'ın Erzurum ile ilk tanışması Türkiye'ye yaptığı kısa süreli gezi ile olmuştur. Bu gezi sonrasında 1985 yılında “Erzurum'un Gediğine Varanda" adlı kitabı yayınladı. Ardından Güneş Vakfı tarafından organize edilen 1. Uluslararası Türk Şöleni ile Erzurum üzerine yeni şiirler yazmaya başladı .
Yazarın başlıca eserleri arasında Erzurum’un Gediğine Varanda, Dağ Üreyi, Böyürtken Böyrü Tiken, Sesine Ses Ver, Bizden Sonra Ne Gahr, Ürek Möhlet Vereydi, Durnalar Lelek Salır, Deve Niye Kövşeyir, Ömrün Yarı Yaşında gösterilebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.