Coronavirüs ve tecrit...

Çağımızın "vebası" gibi görülen "Coronavirüs"ün izole edilmesinde ve virüsün etkisiz kılınmasında sosyal medyada yetkili-yetkisiz herkesin ileri-geri konuştuğu süreçte, sâdece ve sâdece Dünya Sağlık Örgütü ile Sağlık Bakanlığı'na, ülkemizin sağlık alanındaki uzmanlarına ve sahasında yetkin bilim adamlarına kulak verelim. Konulan kurallara uyarak geleneksel yaşam biçimimize ve yaşam alanlarımıza azami sınırlamalar getirelim. Bilim dünyası kısa sürede bu hastalığın da üstesinden mutlaka gelecektir. Zira tıp alanında her geçen gün yeni bilimsel buluş ve yeni bilimsel mucizelerle yeni alanlar açılmakta ve insan sağlığı daha ileri boyutlara taşınmakta...
 
Okulların ve üniversitelerin tatil edildiği, liglerin ertelendiği süreçte, Diyânet'in de "coranavirüs"ün yayılma tehlikesi karşısında temasın yoğunlukta olduğu cemaatle namaz ve cuma namazının kılınmaması kararı alması yerindedir. Tereddüt göstererek ayak sürtüp büyük bir risk almak yerine, kamu yararı ve insan sağlığı açısından olumlu ve doğru bir karar alınmıştır. Zaruret hasıl olması halinde toplu ibadetler de dahil bazı geçerli tedbirlerin alınması dinì yönden de câizdır ve zorunludur; ve de kişilerin ve kurumların keyfine bırakılamaz. Zira virüs inançlara ve milliyetlere göre seyretmiyor ki... Kamu otororitesi kurumsal ve kişisel ayırım yapmadan her alanda birtakım yasal kısıtlamalar ve sınırlamalar getirebilir ve nitekim de getirilmiştir. Bu tür salgın hastalıklar karşısında tecrit, hijyenik gibi koruyucu tedbirler ve tedavi edici yaklaşımlar dışında, sosyal medya üzerinde yapılan polemik varı yorumlar pek doğru ve şık değil. Tıp biliminim olduğu yerde susmasını bileceğiz.
 
Coronavirüs'ün ülkemiz dahil tüm dünyayı tehtit ettiği günümüzle bağlantılı Mehmet Âkif'e ait bilim insanına derin bir saygıyı ifade eden ve örnek alınacak bir anektotdan söz etmek istiyorum. Mehmet Âkif'in çocukluktan itibaren arkadaşı Mithat Cemal Kuntay; Âkif'in hayatı, seviyesi ve karekterini konu edinen Âkif isimli eserinde, Âkif'in bir veteriner hekim olarak mikrobu izole ederek hastalıkların bilinmeyen kaynağını teşhis eden ve insanlığa büyük bir hizmet sunan Pasteur'e karşı çok büyük hayranlık duyduğunu anlatır. Cebinde taşıdığı Pateur'un fotoğrafına bakıp bakıp "Bu ne ilâhî yüzdür" dediğini ve fotoğrafı öptüğünü ifâde eder. Âkif'in bu asil davranışı karşısında bilim ve bilim insanlarına aidiyet gözetilmeden saygı işte bu olsa gerek...
 
Şüphesiz bu kaygılı süreçte tıbbı tedbirler ve tedavilerin yanında samimi ve içten dualarımız olacaktır. Coronavirüs bize dokunmaz demenin uzağında tıp bilimine ve bilim insanlarına kulak verelim ve bizler bize düşenleri yapalım ve ancak tedbirden sonra takdir diyelim.
 
Başta ülkemiz olmak üzere tüm insanlığa geçmiş olsun. Ankara'da sokaklar bomboş...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fevzi Budak Arşivi

Hüseyin Efendi'ye ait bir musammat gazel

15 Şubat 2025 Cumartesi 18:46

PTT'den hatıra pulu...

25 Ocak 2025 Cumartesi 13:52

Şeb-i Yeldâ geleneği.

21 Aralık 2024 Cumartesi 22:05

Cebbar Oğlu Mehemmed...

22 Kasım 2024 Cuma 11:01

Ziya Gökalp'ı anarken...

27 Ekim 2024 Pazar 11:21