Ne yazık ki bugünlerde başımıza sıkça gelen bir olayı anlatmak istiyorum bu hafta…
Devlet dairesinde çok acil işim çıktı, telefonla x kişiye ulaşmam gerekiyor…
Telefon açıyorum bir bayan sekreter kaldırıyor ahizeyi…
Sekreter:
‘’Buyurun efendim, nasıl yardımcı olabilirim’’ …
Ben:
‘’İyi günler hanımefendi, acilen bay x beyle görüşmek istiyorum’’ …
Sekreter:
‘’Konu neydi efendim?’’…
Sekretere derdimi anlatıyorum kısaca…
Sekreter:
‘’Bir saniye efendim, sizi hemen bağlıyorum’’
Bekliyorum 2-3 dakika ve…
Sekreter:
‘’Özür dilerim efendim, bay x bey şuan namaz kılıyor’’…
***
Aklıma ister istemez Hz. Ömer(r.a.) geliyor her defasında…
Bir gece makamında, Ashabdan biri ziyaretine gelir. Selam verir. Selamı alınmamıştır. Oturur. Hz. Ömer işi ile meşgul. Sahabe bekler. Hz. Ömer çalışır. Selam alınmamış, yüzüne bile bakılmamıştır.
İş biter Hz. Ömer mumu söndürür, bir başka mumu yakar. O anda selamını alır ve konuşmaya başlar.
Sahabe sorar:
- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve niçin bir mumu söndürüp diğer mumu yaktın ve ondan sonra benle konuşmaya başladın?
Hazreti Ömer (r.a.):
- Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştır. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra seninle meşgul olmaya başladım. Sahabenin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle dua eder:
-Ya Rabbi! Hattab oğlu Ömer'i bizim başımızdan eksik etme!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.