
Mehmet Uzun
ÇEVRİM İÇİ VİCDANLAR
Yerel seçimlerse artık son kulvara yaklaştığı bu günlerdeyine belden aşağı vuruşlara tanık olacağız mecburen.
Koltuğa illa ben oturacağım hevesi ve hayali bazen ahlak sınırlarını aşar duruma gelebiliyor ne yazık ki!
Kişinin özeli, her ne olursa olsun siyasi malzeme yapılmamalı.
Ha buradan son aylardaki malum tapeleri mapeleri filan kastetmiyorum.
Düşüncelerim tamamen yerel seçimlerdeki gelişmelerle ilgilidir.
Bu konuda kendimin de birebir yaşamış olduğum bir anımı paylaşmak istiyorum siz değerli okuyucularımla.
Efendim sanıyorum 1999 2004 yerel seçimleriydi. Ben Fazilet Partisi’nden 2. sıra meclis üyesi adayıyım . Seçim çalışmaları süratle devam ederken son haftaya girildi.
Sinirler gergin, heyecan dorukta. Bu süreci yaşayanlar bilirler; berbat bir süreçtir. Bazen sağlıklı düşüneme gibi durumlarla karşılaşmanız mümkündür.
Seçime 5 gün kalmış, partide hummalı çalışmalar sürerken, içeri girdim.
O dönemdeki bazı arkadaşlar yani partideki şimdi onların bir kısmı bölgemizde meclis üyesi adayıdırlar.
Sevinç içindeler, seçimi kazandık diye nerdeyse nara atacaklar. Sevindim tabi. Dedim ‘Hayırdır ne oldu? Seçimi nasıl kazanacağız. Bak dediler şu masanın üzerindekilere. Baktım bir yığın kağıt destesi. Nedir bu dedim?
Dediler ki rakip partinin başkan adayı için özel durumuyla ilgili. Bu gün partiye birisi geldi bu evrakları bıraktı. Bizde fotokopi olarak çoğalttık tepeciğe dağıtacağız. İçlerinden bir tane aldım okudum.
Para pulla alakalı değildi. Yüz kızartıcı hiç değildi ama muhatabına azda olsa zarar verebilmesi mümkündü. Hayır dedim bunu dağıtamazsınız, ban karşıyım.
Buz gibi bir hava oluştu. İşin ilginç yanı 2. sıradayım seçimi kaybetsek bile benim meclise girmemde hiç bir sorun yoktu. Yani ‘Adam sende’ diyebilirdim. Ama demedim.
işte o dik duruşumdan dolayı bu gün dışarıda o özgür ve dik duruşumun tadını çıkarıyorum.
Bizim başkan adayımıza dedim ki ‘Bakın başkanım ben bu fotokopilerin dağıtılmasına karşıyım.
Beni silin lütfen listeden, yerime kimi yazarsanız yazın ben yokum’ Bu pis işte başkan bana baktı
kağıtlara baktı istemeyerekte olsa tamam dedi. Sen hallet bu işi. Teşekkür ettim.
O fotokopileri yaktım ve muhatabı olan karşı partinin adayından randevu aldım gittim, görüştüm.
Dedim ki ‘Başkanım böyle böyle oldu. Bakın biz bu kağıtları dağıtmayacağız haberiniz olsun.
Biz sizi bu konuda suçlayamayız, buna hakkımız yok. Çok teşekkür etti ve çıktım oradan..
Derken seçim bitti ve biz seçimi kaybettik ama ben meclise girmiştim. Bazı arkadaşlar bana yıllarca
sitem ettiler. Hep senin yüzünden seçimi kaybettik. Olsun dedim bakın vicdanınız ne kadar rahat
sevinin bence.
Derken 2 yıl kadar sonra duyduk ki o kağıttan bütün diğer partilere de vermişler. Onlarda dağıtmamış.
Şimdi bu kağıtların dağıtılması gerekiyordu diyen bir kaç eski dostum bölgemizde siyaset yapıyorlar.
Sağ olsunlar yine bizleri kurtarma telaşındalar. Gözlerim yaşarıyor bu durumdan dolayı.
Haklarını nasıl öderim, bizleri beş yıl kurtardılar yine sahipsiz bırakmıyorlar yine beş yıl daha
kurtaracaklarını beyan edip harıl harıl çalışıyorlar.
Artık geçmiş olsun ne ben kurtarılmak istiyorum, nede onlar kurtarabilecekler. Bundan adım gibi
Eminim.
Ben buradan bölgemizdeki siyasilere rica ediyorum; lütfen bu gibi şeylere pirim vermeyin. Gerekirse kaybedin ama bana inanın lütfen. Kazanan hep siz olacaksınız . Eğer samimiyseniz.
Yaradan bir şekilde sizi o makamlara nasip eder, yaşam kısa yarınlarda vicdanınızdan kaçmanız.
Çünkü bölgemizdeki belli makamlara gelmiş ama vicdanını çevrim dışı yapan kimi siyasiler, sokakta
gezerken bir başına ve yalnızlar o yaşlarda bu çok etki ediyor insana görebiliyorum. Ama vicdanını
hep çevrim içi tutabilenler her nereye gitseler mutlaka bir bardak çay ikram edecek insanlarla
karşılaşabiliyorlar.
Sağlıcakla kalın…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.