
Mehmet Uzun
PINARHİSAR ÇANKAYA
Merhaba değerli okurlar,
Epeyce bir süredir köşemi yazamamıştım. Ramazan Bayram filan derken
tekrar sizlerle buluştuk şükür.
*
Artık Erzurum, İstanbul pek fark etmiyor mesafe olarak. Çünkü ülkenin
gündemi hep aynı.
*
Ben büyük gazeteci ağabeylerim gibi yazamıyorum. Çünkü yerel bir gazeteciyim.
Etim ne, budum ne benim? Hatta bazen yazdığımda korkuyorum, büyük gazeteci ağabeylerimin durumunu gördükçe.
*
Şanslı tarafım şu, bir patronum yok. Beni işten kovacak. Özgürüm bu konuda, ama işte yine de çekiniyor insan ister istemez.
*
Bu yazımda biraz eskilere gitmek, hatırlamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum.
Geçmişte 15 yıl kadar aktif siyasetin içindeydim. Yaklaşık 10 yıldır siyaset bana uzak, ben ona uzağım.
Sadece oyumu kullanıyorum.
*
Refah Partisi kapatılınca Fazilet Partisi ve daha sonra Ak Parti’de Belediye Meclis üyesi olarak görev yapmıştım.
Sayın Tayyip ERDOĞAN’ın Pınarhisar Cezaevi’ne girdiği günlerde aktif siyaset yapıyordum.
*
Bir kaç arkadaş Pınarhisar’ a Tayyip Erdoğan’ı ziyarete gitmiştik. O günlerde bütün Türkiye Pınarhisar’a akın ediyordu. Günlük sanıyorum 200 kişi ziyaretçi kotası konulmuştu.
Pınarhisar girişinde bir benzin istasyonunda gelen ziyaretçilerin listesi yapılıp, savcıdan izin almak kaydıyla Tayyip Erdoğan’la görüştürülüyordu.
*
Ben kotanın sonuna denk geldim. Savcı bey ‘yarın’ dedi. Rica, minnet izin kağıdını imzalatmıştım.
Arkadaşlarla Pınarhisar cezaevine gittik.
Kafamda şekillendirmiştim, büyük bir salon olmalı ziyaret yeri için. Neyse hapishaneye girdik.
*
Yaklaşık 6 yada 7 metre boyunda, 2 metre kadar eninde dar bir izbe koridor, baş tarafta dandik bir tahta masa ve her iki yanda da banklar vardı.
İçeri girdik. Tayyip Bey’i beklemeye başladık. Çok geçmeden kapı açıldı ve içeri girdi. Yüzü bembeyaz solgun, bizi çok üzmüştü bu durumu.
*
Gözlerimiz dolmuştu. Neyse hoş beş, ben kendisine bir şiir yazmıştım onu takdim ettim. Teşekkür etti.
Bizlere bir kaç nasihat sonrası geçmiş olsun dedik ayrıldık.
O nasihatlerin birinde bize demişti ki; bakın Mehmet Bey yanlış bir şey gördüğünüzde, inandığınızda bu genel başkanınız bile olsa, eleştirmekten çekinmeyin. O dönemler genel başkanımız Recai Kutan Beydi
*
Daha sonra bir kaç kez telefonla görüştük. Bir iki kez evine ziyaretine gitmiştim. hatta Bilal Erdoğan’ın düğününe özel davet etmişti beni.
Şimdi bunları niye yazdım. ‘Muhtar bile olamaz’ denilen bu siyasi kimlik artık bu ülkenin cumhurbaşkanı.
*
İstanbul büyükşehir Belediyesi başkanlık seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ın televizyon haberlerinde adı esemesi yoktu. Onu adeta yok sayıyorlardı. Haberi çıksa da çamur, yada yanlı haberlerdi.
Demek ki kimin ne olacağı, nerde olacağını kimse bilemiyor. Bu bir nasip bir kader meselesi.
*
Bir Erzurumlu olarak bu seçimlerin ülkeme ve bölgemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Bu ülkeye kim bir çivi çakmışsa ALLAH ondan razı olsun.
Kim bu ülkeyi zarara sokmuş, kollamamışsa babam bile olsa bir vatandaş olarak hakkımızı helal etmiyoruz.
*
Bundan sonraki günlerde siyasetin çok sıcak geçeceği günleri yaşayacağız kuşkusuz.
Muhalefetin dibe vurduğu aşikar. İnşallah muhalefette güçlü bir şekilde şekillenir, insanlar ‘ne yapalım alternatif bir parti yok’ deme lüksünü yaşamazlar.
*
İşin garip tarafı hiç de bir ümidim yok. Yine lider sultası devam edecek gibi görülüyor.
ALLAH ülkemizi ve milletimizi korusun. Zira işimiz artık ona kalmıştır.
Sağlıcakla kalın..
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.