
Ömer Faruk Kızılkaya
AK PARTİ BU İŞİ BİLİYOR
Geçen hafta sizlere AK Parti’nin sözde eğitim reformlarından bahsetmiştim. Eğitim camiasından aldığım yansımalar haklı olduğum ve olayı aynen aktardığım şeklindeydi. Bir okuyucum da olaya sanırım ironik yaklaşmış ve bana “HEMŞERİM, SENDEN TORTUMLU OLMAZ.” şeklinde bir yorum yazmış. Beni tanıyanlar bilirler, ucunda ölüm olsa doğru bildiğimi söylerim. Ben kula tapmam, Allah’ım bana yeter. Sanırım yorum yapan kişi Tortumluların AK Parti’ye olan düşkünlüklerine vurgu yapmak istemiş. Ben parti ayırmam eğri eğridir, doğru doğrudur. Ondan önceki yazımda da AK Partili belediyelerin yaptığı iki güzel çalışmayı övmüş ve teşekkür etmiştim. Bu hafta da aynı konuyla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.
Sayın başbakan konuşurken bir sürü eğitim reformundan bahsediyor. Kısa vadede güzel faaliyetler yaptığını ilk bakışta söyleyebiliriz. Ama uzun vadede aynı şeyleri düşünmüyorum. Sebebini açıklayacağım.
Dikkatimi çeken bir olay var: Başbakan milli eğitim için yaptıkları bir sürü güzellikten bahsediyor ama bir noktaya değinmiyor: Keşke başbakan bir de “Milli eğitimi tanıyan, eğitimden haberdar, dünyanın eğitimini ve ülkemizin eğitim sorunlarını bilen- araştıran, konuyla alakalı bir bakan atadım.”diyebilseydi. Milli eğitim bakanlarımızdan sadece Hüseyin ÇELİK milli eğitime yakındı diyebiliriz. O da Fen-Edebiyat Fakültesi Edebiyat bölümü hocası olmasından kaynaklanıyordu. Ancak gerek pedagojik çalışmalardan gerekse milli eğitimden çok da haberdar değildi. Yine de bakanlar içerisinde kötünün iyisini seçersek o, diğerlerinden daha iyiydi diyebilirim.
AK Partili milli eğitim bakanlarını görünce hele hele konuşmalarını dinleyince aklıma hep üstat Necip Fazıl KISAKÜREK geliyor. Malumunuz Necip Fazıl otuz yaşına gelinceye kadar farklı otuz yaşından sonra da farklı bir hayat yaşamıştır. Bu değişimi Nakşibendi tarikatı lideri Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri'yle tanışmasına borçludur. Bu değişimi bir de şiirle ifade etmiştir:
“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum,
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.” dizeleriyle Allah’ı tanımadan geçirdiği yaşama göndermede bulunmuştur.
İşte bakanın ve başbakanın konuşmaları da gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmanın ötesine geçememektedir. AK Parti döneminde parasız dağıtılan kitapların fotoğraf albümüne döndüğünü, konu hiyerarşisi gözetilemeden müfredat hazırlandığını, öğretmenlere hakaret ederek, topluma öğretmeni hedef göstererek öğretmenlerin manevi ağırlıklarını sarstıklarını, üniversitelerle işbirliği yapmadan bir yazda eğitim anlayışında değişiklik yapıldığını, bu durumun da öğretmenlerin sistemi yadırgamalarına- uzun süre yeni sisteme uyum gösterememe sorununa yol açtığını, hazırladıkları müfredatlarla öğretmenleri bilgi anlamında körelttiklerini, çok çalışan, ek kaynaklarla da çalışmalarını desteklemeye çalışan öğretmenler hakkında soruşturma açıldığını, okulların eğitim- öğretim faaliyetlerini geriye götürerek halkı dershaneye muhtaç duruma getirdiklerini, şimdi de dershaneleri kapatma konusunda ne kadar ısrarcı olduklarını gördük. Burada bazı konulara itiraz etmek istiyorum.
Eğitim öğretim kurumu okullardır. Dershanelerin kuruluş amacı eğitim öğretim vermek değil, öğrenciye pratik ve hız verebilmektir. Bu amaçla kurulan ve işleyen dershaneler günümüzde eğitim- öğretimin verildiği, konuların sıfırdan anlatıldığı kurumlar haline gelmişse burada dershaneler değil dershaneleri ve okulu bu duruma getirenler suçludur. Kendi suçlarını kimseye atmasınlar.
Bütün mesleklerle ilgili düzenleme, iyileştirme yapıldığı halde öğretmenlerin özlük hakları ve çalışma şartlarıyla ilgili hiçbir şey yapılmamıştır. Bunları yapmak için neyi beklemekteler?
Emekliliği dolduğu halde ekonomik sebeplerden ötürü emekliye ayrılamayan bir sürü öğretmen olduğunu bilmekteyiz. Bu öğretmenlerimizin maalesef yeni sistemi, değişen ve gelişen konuları takip etmekte, bilgisayar, tepegöz gibi teknolojik imkânları kullanmakta zorlandıklarını da bilmekteyiz. AK Parti, emeklilik şartlarını düzelterek o öğretmenlerimizi emekliye ayırsa ve öğretmenleri yenilese daha iyi olur.
Müfredatı, öğrenciye ders anlatmış, sıkıntıları bilen öğretmenlerin de görüşlerini umursayarak hazırlasalar öğretmenlik yapmak daha zevkli ve verimli hale gelecektir. Öğretmenleri halka hedef göstereceklerine onlara sahip çıksalar Türkiye kazanır. Ülkenin geleceğini hazırlayanlar öğretmenlerdir. Fırsat eşitliğine inansalar ve onu hazırlasalar Türkiye kazanır. Köydeki öğretmene çat kapı giden ve evrakları didik didik eden müfettiş merkezde okula gitmeden bir hafta önce haber vermese, öğretmenleri adil denetleseler çok iyi olur.
Ama pardon, bunları yaparsalar halk bilinçlenir. Bir paket makarnaya, bir çuval kömüre oy verecek, boş vaatlere inanacak duruma gelmez. Bu da iktidarın, Allah göstermesin, el değiştirmesi anlamına gelir. Bırakın kendi çocukları yurtdışında veya Türkiye’deki özel kolejlerde okusun ve önemli noktalara onlar gelsin. Bizim çocuklarımız en fazla doktor olsunlar ki fırsat eşitliği olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.