
Ömer Faruk Kızılkaya
CEMAL ALMAZ’IN ARKASINDAYIM
Bundan yıllar önce bir fıkra dinlemiştim, şöyleydi:
Fıkra bu ya, adamın biri ölmüş ve bir melek ona cennetle cehennemi göstermiş. İlk önce cenneti gezdirmiş, sonra da cehenneme geçmişler. Cehennemin girişleri kuyu şeklindeymiş ve üç taneymiş. İkisinin başında birer zebani beklerken birinin başında zebani yokmuş. Zebanilerin hikmetini soran adama, melek:
- Bunlardan birinde gayrimüslim günahlar, diğerinde Müslüman günahkârlar durmaktadır. Başında zebani bulunmayanda ise Erzurumlu günahkârlar bulunmaktadır. Zebaniler kaçmaya çalışanların başına vurarak tekrar içeri düşmelerini sağlar.
Bunun üzerine adam Erzurumlu günahkârların bulunduğu kuyunun güvenlikli olmadığını, onların kaçabileceğini söylemiş. Melek de adama, “Müsterih olun, orası daha sağlamdır. Erzurumlulardan hangisi kaçmak için yukarı tırmansa diğerleri ayağından tutarak onu aşağı çekerler.” demiş.
Dün sosyal medyada bir paylaşım gördüm. Doğru olup olmadığı konusunda net bir şey diyemiyorum ama halimizi anlatması açısından önemli gördüğüm için sizlere aktarıyorum:
“Ermenilerden Erzurum’a iki miras kaldı: birincisi bakırcılık, ikincisi de haset ve çekememezlik.” demişti Bakırcılar Çarşısı’nın en son çırağı. Rahmetli şöyle tamamlamıştı bu cümlesini:
- Bakırcılık bitti de oğul, “hayınlık” kuşaktan kuşağa geçiyor.
Bizim kültürümüzde bir söz vardır: Yiğidi öldür, hakkını yeme. Hakkaniyetin gereği de budur. Ben de gözlemlerimi, deneyimlerimi göz önünde bulundurarak bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Olaylara bir de benim gözümden bakın istiyorum.
Yazımızın konusu İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Sayın Cemal ALMAZ’dır.
Cemal Bey’i daha önceden tanıyan biri değildim. Göreve geldiği zaman hayırlı olsun ziyaretine gitmiş ve o vesileyle kendisiyle tanışmıştım. Sonradan şahsi olmayan (Çok şükür bugüne kadar kimseden kendim için bir şey istemedim.) işler için kapısını çaldım ve onun meşhur sözüyle karşılandım: Bir, sıfırdan her zaman büyüktür.
Şehrimin değerlerini ortaya çıkarmak ve toprağıma hizmet etmek için hiçbir çıkar gözetmeden (Bugüne kadar mesleğim olan öğretmenlik dışında çok şükür hiçbir maddi kazancım olmadı.) çeşitli çalışmalar yaptım/yapıyorum/yapacağım. Bu çalışmalar için ister istemez Cemal Bey’in yanına gittim ve görüştükçe, paylaştıkça kendisini daha çok tanıdım.
Tanımasına tanıdım da sadece kendisiyle sohbet etmiyordum, sadece kendisini dinlemiyordum. Yazılan yazıları ve yapılan haberleri okuyor; halk, bürokrat, siyasi, STK… herkesi dinliyorum. Kendisini çok sevip takdir edenleri de, kendisine karşı acımasızca eleştiride bulunanları da görüyor, olaylara onların gözlerinden bakmaya çalışıyorum.
Gazetecilerin Cemal Bey’in hatasını beklediklerini söyleyenleri çok duydum. Gazeteciler bir bürokratın hata yapmasını neden sabırsızlıkla beklesin, bunu da aklım almıyor. Eğer öyleyse ve şimdiye kadar bir ses duymadığıma göre (Bir kişi hariç.) ya Cemal Bey hata yapmıyor ya da böyle bir şey yok. Ben ikincisine inanıyorum çünkü Cemal Bey de sonuçta bir insan ve hata yapabilir/ yapması da normaldir. Normal karşılamamın sebebi onu hoş görmeye çalışma düşüncesi değil, aktif bir bürokrat olmasındandır.
Rivayete göre merhum din alimlerimizden Yunus Kaya Hoca bir müftüyü ziyaret etmiş. Müftü kendisini methetmek için “Hocam, yaklaşık 20 yıldır bu görevdeyim ve çok şükür bu süre içerisinde hakkımda bir soruşturma bile açılmadı.” demiş. Yunus Hoca da, “Gurban, sen ehliyeti almış cebine koymuşsun. Hiç trafiğe çıkmayan bir şoför, ceza yer mi?” diyerek müftüye pasif biri olduğunu anlatmış.
Aslında olay Cemal Bey’in çalışıp çalışmaması değil; kimlerle çalıştığı, kimlerle iyi ilişkiler kurduğudur. Bir de yaptığı çalışmalardır. Erzurum’da yerleşmiş bir yapı vardır ve onlar her şeyin en iyisini bilirler. Kimse onların desteği ve desturu olmadan bir şey yapamaz, bir şeyler başaramaz. Bir şeyleri onlarsız yapmaya çalışanlara da onlar izin vermezler. Yıllardır merak ettiğim ve sebebini bulmak istediğim “Erzurum’a neden kimse yatırım yapmıyor, neden Erzurum’da yapılmaya çalışılan güzel işler engelleniyor, bunları kimler neden yapıyor, Erzurum’un üzerinde karanlık eller mi var?” sorularının da aslında cevabı bu kişilerde saklı. Onları iyi araştırmak ve izlemek gerekiyor. Zira riyakârlık konusunda doktora yapmış olan bu kişiler konuşurken sizden daha mağdurdurlar. Ama bir o kadar da bilgedirler. Her konuyu bilirler ve her konuda çalışma yapmışlardır. En kesin ve keskin projeleri bile onlar daha önce denemişlerdir ve sizin bilmediğiniz yönleri yakaladıkları için o iş olmazdır.
Aslında Cemal Bey burada yanlış yapıyor: Bu tip insanların boyunduruğuna girse, onların sözüyle hareket etse, sabah odasına girip akşam da evine gitse sorun olmayacak. Rutini devam ettirecek olsa on numara bir bürokrat olacak ama bunu beceremiyor.
Tanıdığım kadarıyla da zaten bu davranış tipi onun karakterine uygun değil. Zira, o bir dava adamı; koşacak, yorulacak, yeri gelecek birileriyle savaşacak, yeri gelecek herkesle kucaklaşacak, memleketine hizmet için canla başla mücadele edecek… Devletin parasını, kendi parası bilecek ama onu yemeyecek; aksine daha fazla iş için artırarak harcayacak. Bunu da birlikte yaptığımız çalışmalardan biliyorum. Sıkı pazarlık yaparak işlerini yürütüyor.
Peşine düşen bir iki gazeteci var, aslında. Onlar da çıkarları için düşmanlık ediyor kanısındayım. Zira onların da derdi herkesçe malum.
En çok duyduğum eleştiri ise kendini çok anlatmasıymış. Göreve gelir gelmez müze ve kütüphane binası için girişimlerde bulunmuş, şehrin tanıtımı için faaliyetlerde bulunup kibir yapmadan alanıyla ilgili davet edildiği her yere koşmuş bir insan (Geçen ay Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu şehrimizde yapıldı ve davetlilerden sadece Cemal Bey katıldı.) bence eleştirilmeyi değil, takdir edilmeyi hak ediyor. Eleştirenler biraz kültürümüzü incelerse marifet iltifata tabiidir, sözünü görürler. Siz yiğidi öldürüp hakkını vermezseniz zalimlik etmiş olursunuz. Ben de o zalimlerden olmamak adına bu yazıyı kaleme alıyorum.
Fikret ÖZTÜRK Erzurum’a ne yaptı? Arkası sağlamdı diye mi kimse hakkında en ufak bir şey yazmadı? Her şeyi dört dörtlük müydü? Universiade Oyunları yapılırken turistlerin bir kısmını Erzincan’da ağırlamayı düşünüyoruz, şeklindeki haberini Kanal 25’in sitesine ben yüklemiştim.
Hasan MAZLUMOĞLU, iki yıl boyunca vekâleten baktığı makamda şehir için ne yaptı? Ben söyleyeyim: Müdür bekledi. Girişimlerde bulunup müdürlük için aday olmayı deneyebilirdi ama yapmadı. Onlar hakkında hiçbir şey yazmayın, hiçbir şey demeyin ama çalışanı taşa tutun; bu da yeni nesil Erzurumluluk olsa gerek.
Ben hakkın ve hakikatin yanındayım ve bütün vicdanımla Cemal Bey’in arkasındayım. En azından dadaşlığım bana böyle davranmamı söylüyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.