Ömer Faruk Kızılkaya

Ömer Faruk Kızılkaya

CENAZELER BAŞKA CAMİDEN KALDIRILSIN

Geçenlerde arabamla Gürcükapı’dan geçmem gerekiyordu. Önemli bir işim vardı ve öğleden sonraydı. Mesai saatinin dolması yaklaşmıştı. Kırmızı ışıkta durmuştuk ama kuyruk normalden fazlaydı. Kısa sürede arkama bir araç geldi ve kendimi arabaların arasında buldum. Oradan çıkma şansım kalmamıştı. “Olsun, biraz beklerim. Ek kötü ihtimalle kırmızı ışıkta iki kere beklemek zorunda kalırım.”dedim.

Beklediğim kırmızı ışıklar yanıp sönüyor, arabanın harareti yükseliyor, arabam bunlara rağmen hiç ilerlemiyordu. Gürcükapı Camii civarı arı kovanı gibiydi. Bir sürü araba vardı ve artık ışık kenara bırakılmış, trafik polisinin yönlendirmeleri başlamıştı. Olay anlaşılmıştı: Gürcükapı Camii’den cenaze kaldırılıyordu. Bu da her zamanki curcunanın yaşanmasına sebep olmuştu. Orada bu haftaki yazımın konusu çıktı. Geçen sene de aynı güzergâhta radyatör patlamıştı ve sebep yine aynıydı: Cenaze.

Ben bu şehri yönetenleri anlamıyorum. Bir kere olsun bu cenazelerden birine katılmamışlar mı? Cenaze kaldırılacaksa daha müsait bir cami yok mu?(Gürcükapı Camii’den cenaze kaldırılması bence yanlıştır.) Ahmet KÜÇÜKLER bu şehri tanıyor mu? Acaba caddelerde, sokaklarda dolaşmışlığı var mı? Gürcükapı’dan en son ne zaman geçmiştir? Ben bu sorularımın cevabını merak ediyorum. Sebebine gelince:

Yukarıda dediğim gibi Gürcükapı Camii çevresi cenaze trafiğini kaldırabilecek durumda değildir. Hele hele Vakıfbank’tan Kongre Caddesi tarafına doğru giden yolda (tek şeritli olduğu için) tıkanıklık oluşmaktadır. Bu kadar ağır işleyen bir yolun iki önemli noktaya (Kongre Caddesi ve Taşmağazalar) ulaşması, Kongre Caddesi tarafından giden yolun aynı zamanda Şükrüpaşa, Sanayi, Mahallebaşı, Yunus Emre muhitlerinin toplu taşıma araçlarının da güzergâhı olması yolun yükünü artırmaktadır. Böyle önemli bir güzergâhta bir de cenaze trafiğinin yaşanması anlaşılır şey değildir. 

Bu güzergâhta bir de yapılan anlamsız hizmetler var ki insan, yapana hayret ediyor. Bahsettiğim Taşmağazalar’ın arkasından gelip Kongre Caddesi’ne giden yol. Hele bir de yolun görüntüsü var ki anlamak mümkün değil. Çift şerit park edenler, çapraz duranlar, çarpık duran binalar, kaldırım üzerinde gidecek yer bulamayınca yolu ortalamak zorunda kalan insanlar, yolun üzerinde duran tablalar, çakur çukur yollar … Bunlar kesinlikle büyükşehirde görmememiz gereken şeylerdir. Ama sağ olsun büyüklerimiz büyük şehri büyük köy gibi göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar.

 Peki bunlara önerebileceğimiz şeyler nelerdir?

Öncelikle cenazeleri başka bir camiden kaldırmak. Bu belirlenen cami; park yeri olan, trafiği aksatmayacak güzergâhta olan ve o 15 dakikalık dağılma anına, namaz süresindeki park sorununa çözüm olabilecek bir güzergâhta olmalı. Bunun için de bence mezarlık civarında bir cami yapılmasına önayak olunmalıdır.  Bu iş, sorunu büyük ölçüde çözecektir.

Başka bir çözüm de uzun süreli icraat yapımı için önce şehre modern bir görünüm verebilecek bir şehir planı hazırlanmalı ve bu zamandan sonra yapılacak binalarda yandaş gözetme işi kenara bırakılıp planın hedefine ulaşması için çalışmalara büyük bir titizlikle uyulmalıdır. Bu anlamda şehir planı olarak Yenişehir örnek alınmalı ve bu plan daha da geliştirilerek tüm şehre yayılmalıdır. Bu yazıyı okurken “Yapılmadığını nereden biliyorsun?” diyenler olacaktır. Ziya Paşa der ki: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Yapılan işlere bakılınca ben bir plan olduğunu zannetmiyorum.

Rivayet odur ki bir gün bir müteahhit (mühendis de olabilir) Atatürk’e gelir ve Ankara’ya yapacağı yolların ne kadar genişlikte hesaplandığını sorar. Atatürk “50 metre” cevabını verir. Müteahhit Atatürk için “Herhalde Paşa sarhoş, iyisi mi yarın tekrar uğrayayım.” diyerek ertesi gün tekrar sorar. Atatürk, “Dün 50 metre dedim ya!” der.  Bunun üzerine müteahhit “Paşam, 50 metre yol için çok geniş değil mi?” diye sorar ve Atatürk “Siz Ankara’nın şimdiki halini düşünüyorsunuz. İlerisinde 50 metre bile yetmeyecek” diyerek ileri görüşlülüğünü ve liderliğini göstermiştir.

Bizim Atatürk gibi ileriyi görebilen yöneticilere ihtiyacımız var. Yeni yapılacak bir binayı aynı yere diktirecek kadar yaşadığı anın uzağında kalmış insanların yönettikleri bir şehirde yaşamaktayız. Örneğin Ankara’daki Kızılay Caddesi’nin önem anlamında Erzurum’daki özdeşi olan Cumhuriyet Caddesi genişliği yönüyle karşılaştırıldığında oranın bir şeridi kadar bile kalamamaktadır. Bu anlamda Cumhuriyet Caddesi değişimin başlatılmasının gerektiği en önemli yerdir. Bugün bu caddede de cenaze kaldırma olayı yaşanıyor. Trafik orada da felç oluyor.

Bu kalabalık caddede geleceğe dönük yapılan bir plan var mı? O da yok. Yeni yapılan binalar eskisinin yerine kuruluyor. Trafik, yükü kaldıramazken bu tutumun anlamı nedir? Hani desem ki bu yolu trafiğe kapatıp halk yolu yapacaklar, o zaman olur. Ama o da olmayacağına göre ortada bir sorun var demektir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Faruk Kızılkaya Arşivi

HOCAMIN ŞİİR KOKAN ELLERİNİ ÖPÜYORUM

01 Aralık 2022 Perşembe 22:37

SİHİRLİ SÖZCÜKLERİ UNUTTUK MU?

04 Kasım 2022 Cuma 13:09

TABYALAR HER ZAMANKİ GİBİ SAHİPSİZ!

14 Mart 2022 Pazartesi 09:33

ERZURUM’DAN GÜZEL HABERLER VAR

11 Ocak 2022 Salı 08:19

EKONOMİ KIRMIZI ALARM VERİYOR

20 Aralık 2021 Pazartesi 19:48

İĞRENÇ BİR HAFTANIN ARDINDAN…

26 Kasım 2021 Cuma 18:19

KASIM DADAŞIN HÜZÜN AYIDIR

15 Kasım 2021 Pazartesi 13:34