
Ömer Faruk Kızılkaya
DÜŞÜNMEYE VE SORGULAMAYA DEVAM EDİYORUM
Geçen haftaki yazımızdan sonra bir sürü mesaj aldım. Kimi bana destek verirken kimi de sorularım karşısında şaşkınlıklarını dile getiriyordu. Demek ki sorgulayanlar olmuş, ne güzel…
Geçen yıl sosyal medyada güzel bir paylaşım görmüş ve hemen arşivlemiştim. Sizlerle paylaşmak istiyorum:
Adam canını almak üzere gelen Azrail’ e sordu:
- Biz ölürken canımızı almaya bir melek geliyor da doğarken neden yanımıza bir melek gelmiyor?
Azrail cevap veriyor:
- Anneniz var ya…
Ne güzel bir paylaşım. Annelerimizin kıymetlerini bilmeliyiz, anne hakkı ödenmez. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) de bu konuyu birçok hadisinde işlemiş.
Hikaye güzel değil mi? Benim asıl hoşuma gidense altta bir kişinin ona yaptığı yorumdu. Vatandaş da dayanamamış ve sormuş:
- Bunu bize kim ulaştırmış? Ölen adam mı, Azrail mi?
Öyle ya, ikisi arasında olan muhabbeti (Aramızda muhabbet olacak mı, şahsen ben bilmiyorum. Lawrence artığı şeyhler biliyorsa lütfen bizden bu değerli bilgiyi esirgemesinler.) bize kim aktardı? Adam öldüğüne göre mesaj bizlere diğer dünyadan nasıl ulaştı? Azrail ise; Azrail bunu kime, hangi vesileyle söyledi? Hikâyeyse, kim böyle bir hikayeyi neden anlatma ihtiyacı duyar ki? Anne sevgisini daha güzel ve daha gerçekçi anlatamaz mıyız? Bu şekilde daha nice hikaye dinledik… Dinledik ama hiç sorgulamadık.
Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Sayın Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu geçen yıl güzel bir paylaşım yapmıştı. Özkul Hoca’yı sevmem için güzel bir sebep daha oluşturmuştu. Şöyle diyordu Özkul Hoca:
İbrahim’in hatrına babasını, Nuh’un hatırına oğlunu, Lut’un hatırına karısını affetmeyen Allah, şeyhinin hatırına seni mi affedecek?
Düşünsenize tarikat ya da cemaatlere gidiyorsunuz, biri gelip beyninizi yıkıyor ve olmayacak şeylere inanıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz ki bir değirmen taşı sizi evire çevire öğütüyor. Siz un olduğunuzu bile fark etmiyorsunuz. Bunu somutlayalım: Anlatılan menkıbe ve hikayelere hiç sorgulama gözüyle baktınız mı?
Hazreti Muhammed, kızı Fatıma’ya: “Ey Resulullah’ın kızı Fatıma! Sen de kendini Allah’tan satın almaya çalış, zira senin için de bir şey yapamam.” dememiş miydi? Bu söz Özkul Hoca’nın bakış açısıyla uyuşmuyor mu? Yeri geldiğinde ahiret günü için “hiçbir torpilin işlemediği” ifadesini kullanmıyor muyuz? Alın size bunu doğrular nitelikte bir hadisi şerif.
Şimdi bu cemaat ve tarikat üyelerine soruyorum: Cehennem ateşinde yanmayan ve yakmayan kefen yalanlarına nasıl inanıyorsunuz? Yine azap melekleri cehenneme götürürken falan tarikata mensubum deyince bırakılacağınızı iddia eden kişilere nasıl biat ediyorsunuz? Hiç mi sorgulamıyorsunuz?
Allah (C.C.) Nisa Suresi 43. Ayette “Ey iman edenler, sizler sarhoş ve zihinsel uyuşukluk halindeyken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de, yolları mescitten geçenler hariç, gusledinceye kadar namaza, mescide yaklaşmayın. “ buyuruyor.
Bir hadis de bu durumu şöyle açıklıyor:
Abdullah b. Ömer’den rivayete göre Resûlullâh şöyle buyurmuştur:
“İçki içen kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz. Tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder… (Tirmizî, Eşribe, 1; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5; İbn Mâce, Eşribe, 1)
Ben din âlimi değilim ama akıl sahibiyim. Peygamber’in sözü Allah’ın ayetiyle çelişir mi, elbette hayır. O zaman burada başkasının yorumu var, sorgulayabiliyorum. Sorgulamayı herkese tavsiye ediyorum; deneyin, iyi oluyor. Beyninizin çalıştığını hissediyorsunuz, sonra da bir beyniniz olduğunu… Sonra Allah’ın o beyni neden yarattığını sorguluyorsunuz, sonra beynin çalışmasındaki mükemmelliği fark ediyorsunuz, sonra da Allah’ın büyüklüğüne bir kere daha hayran kalıyorsunuz.
Sonra etrafınızın farkına varıyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki:
Okul var, eğitim yok;
Cami var, din yok (Ülkemizde yaşanan kültür dinidir, yoksa bu kadar hurafe olur muydu?);
Tarla var, ürün yok;
Ahır var, hayvan yok;
Fabrika var, üretim yok;
Kul hakkı var, uyan yok;
Kanun var, ceza yok;
Üniversite var, bilim yok;
Ramazan var, oruç yok (Oruç tutma oranı geçen sene %42 olarak açıklanmıştı.)
Evlerde Kuran- ı Kerim var, okuyan yok;
Okuyan var, anlayan ve yaşayan yok…
Düşünürseniz trafik kurallarına uyarsınız, bilirsiniz ki sizin ihmaliniz veya ihlaliniz başkasının canına ya da malına zarar verebilir.
Düşünürseniz işinizi güzel yaparsınız, bilirsiniz ki işinizi savsaklarsanız ülkede sorunlar çoğalır. Bir ben mi sorunu çözeceğim, demezsiniz; bilirsiniz ki herkes kapısının önünü süpürürse sokak pırıl pırıl olur.
Düşünürseniz çocuğunuzu güzel yetiştirirsiniz, bilirsiniz ki çocuklar güzel yetişirse ülkenin istikbali parlak olur.
Düşünürseniz haksızlığa ve yolsuzluğa göz yummazsınız, bilirsiniz ki ülkenin menfaatleri şahısların menfaatlerinden daha önemlidir. Bilirsiniz ki bunlara karşı çıkmak hem dinin hem de evrensel ahlak ilkelerinin gereğidir. Bilirsiniz ki size dokunmayan yılan şimdilik dokunmuyordur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.