
Ömer Faruk Kızılkaya
ERZURUMA HİZMET ETMEYE ÇALIŞTIK, OLMADI
Yaklaşık üç buçuk aydır yerel bir televizyon kanalında “Köşe Bucak ERZURUM” isimli bir program hazırlayıp sunuyordum. Tam 14 bölüm halkımın huzurunda oldum.
Siyasete girmedim
Kimsenin özeline karışmadım.
Hakaret, aşağılama, toplum içinde karışıklığa sebebiyet verecek bir girişimim olmadı.
Beş kuruş para almadım ve böyle bir talebim de olmadı.
Konum Erzurum’du.
Edebiyatından, tarihinden, coğrafyasından, ekonomisinden, kültüründen… birçok konudan bahsettik.
Hatırlı misafirlerim oluyordu. Üniversiteden hocalarımız, sivil toplum örgütlerinden temsilcilerimiz, şehrimize ve onun kültürel değerlerine sahip çıkan araştırmacı büyüklerimiz çalışmalarını bizlerle paylaşıyordu.
Bir de eşimiz dostumuz, öğrencilerimiz televizyon başına geçip muhabbetlerimize eşlik ediyorlardı.
Parolamız, çıkış noktamız, güzellikte buluşmaktı. Güzel olanı paylaşmaya çalışıyorduk.
“Her kim ki Erzurum için bir çivi çakmışsa Allah ondan razı olsun.” diyorduk programlarımızda.
Tortum’dan bahsederken konumuz Narman’a, Uzundere’ye geliyorsa; Hınıs’a, Tekman’a, Karayazı’ya da gidiyordu. Diyorduk ki “Kuzeyden güneye, doğudan batıya memleketimizin her köşesini sahipleniyoruz ve her köşesi için projeler sunmaya çalışıyoruz.
Tekman’daki, Çat’taki kaplıcaları gündeme getirirken “Hınıs’taki kanyonu Narman’daki Peri Bacaları ile zikrediyor ve bunları turizme kazandırmak amacıyla neler yapılabilir?”i konuştuk.
Bölmedik, farklılıklarımızı zenginlik bildik ve saygı gösterdik; herkesi kucakladık.
Erzurum’la ilgili çok değişik bilgiler verdik.
Geçen hafta pazartesi günü de yine kanala gittim. Erzurum’un eğitimini konuşacaktık.
Kanalın rejisinde görev yapan Ersin kardeşim “Abi, O… abinin selamı var. Dedi ki: Ömer’e selam söyle, seyircisiyle vedalaşsın. Onun programının yerine başka bir program koyacağız.”
Şaşırdım bu yakışıksız tutum karşısında.
Bana program yapmamı kendileri teklif etmişlerdi, arada dostluğumuz vardı.
Durumu bana daha münasip bir dille ve adabımuaşeret kuralları ölçüsünde anlatabilirlerdi. Bu tutumu yadırgadım ve yapanlara yakıştıramadım. Adabımuaşeretten haberdar olmadıklarını düşünerek çok da umursamadım.
Ama sebebini de bilmem gerektiğini düşünüyorum.
Ben Erzurum’un birçok dağında semaver yakmış, üç ilçe (İspir, Pazaryolu ve Karaçoban) dışında bütün ilçelerimizi gezmiş, Erzurum’a gönül vermiş biri olarak memleketime hizmet etmek adına böyle bir girişime bulunmuş ve art niyet gözetmemiştim.
Erzurum’da sürekli eleştirilen bir konu vardı: Üniversiteler halkla irtibatsız.
Bu program vesilesiyle üniversitelerimizin değerli bilim insanlarını konuk ederek kıymetli çalışmalarını halkımıza ulaştırmaya çalıştım. Bu eleştiriyi de kendi çapımda ortadan kaldırmaya çalışıyordum.
Programımın kaldırılması değil, yakışıksız tavır canımı sıktı. Bu memleketin neden geri kaldığının bir ispatı gibiydi bu davranış. Bu şehir için bir şeyler yapmaya çalışan hemen hemen herkes böyle tutumlar yüzünden kaçırılmadı mı?
Bu yanlış o kanal tarafından birçok gazeteciye yapılmadı mı? O yüzden geldikleri nokta başladıkları noktayla aynı. Ne diyelim: Hadi hayırlısı….
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.