İÇİŞLERİ BAKANIMIZ

Yıl 1998,

İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim ŞAHİN o dönemler İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Genel Sekreter Yardımcısıydı.

Bir şey vesile oldu tanışmıştık. Ne iş yaptığımı sordular. Dedim ben mobilyacıyım,
küçük bir iş yerim var.

Kendilerinin işimle ilgili bir iki siparişi olacağını söyleyip, beni Büyükşehir Belediyesi’ne davet etti.

Dediği gün gittim belediyeye. Sekreterine İdris Beyi göreceğimi, kendisinin de haberi olduğunu söyledim.

Sekreter hanım haber verdi. Biraz beklememi istemiş. Özel kalemde oturdum ve beklemeye başladım.

Bu arada oradaki trafiği görüyordum. Gelen giden, imza vs çok yoğundu. Kendi kendime
diyordum ki; böylesine önemli bir makamda olan bir insanın talebini nasıl yapabilirim. Sonuçta iş yerimi açalı henüz 4 yıl olmuş, bilgi birikimim yeterli değil.

Acaba diyordum, talep ettiği mobilyayı eğer beğendiremezsem ne yapardım. İçimde böylesine bir korkuyla bekliyordum.

Saat 5 gibi Sayın Şahin Bey’in yanına girdim. Çay söyledi ve şoförünü çağırdı eve gidiyoruz
dedi.

Asansörle garaja indik. İdris Bey ve ben evine doğru yol almaya başladık. Evi Yeşilyurt’taydı. Ben hem sohbet ediyordum hem de az önceki korkumu muhafaza ediyordum çaktırmadan.

Diyordum ki kendi kendime, kos koca bir İstanbul’un hemen hemen ikinci yetkilisi bir insanın talebini acaba becerebilir ona beğendirebilir miydim.

Derken Yeşilyurt’a geldik, arabadan indik. Herhalde Belediyenin bir lojmanı olsa gerek, ikinci katta bir dairenin kapısına çıktık.

Daire kapısı açıldı içeri girdik. Girer girmez içimden ohhhh diyebildim. Benim hayal ettiğim bir ev değildi sanki. Bizim eve girmiştim. Mütevazi bir evdi. İdris Bey bir vitrinin önünde durdu, bu vitrinin tamirinin mümkün olup olamayacağını sordu. Efendim dedim bu çok eski tamir olur yanı yok.

Peki dedi otur şuraya, bana bir vitrin yani kütüphane, iki adette çocuklar için çalışma masası hesabı çıkar.

Ben hesabı çıkarırken kahve getirdiler. Karşıma oturdu bende hesabı çıkarmıştım. Dedim
efendim bir kütüphane ve iki çalışma masası 200 bin lira dedim.

Tamam dedi pazarlık yapmıyorum. Yalnız bir ricam olacak; Buyurun efendim dedim.

Dedi ki çocuklarım üniversitede okuyorlar. Maaşımın bir çoğunu onlara ayırıyorum. Eğer sen kabul edersen yarısını yani 100 lirasını vereyim. Diğer yarısını da bir iki taksitte ödeyeyim.

Donmuş kalmıştım. Sıradan bir devlet memuru bile 200 lirayı tak diye çıkarıp verebilecek
bir durumdayken, koskoca hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi sekreteri bana taksit
yap diyordu. (O esnada İstanbul da ki malum iskisi filan aklıma geldi birden)

Ne kadar mutlu, ne kadar duygulandığımı anlatamam. Kısık bir sesle: Tabi ki efendim olur.

Çıkardı 100 lirayı verdi, iki torbada fındık verdi. Bunları da evine götür. Teşekkür ettim ve
evinden çıktım.

İşlerini yaptım dediği günlerde de geri kalan bakiyemi aldım. Şimdi niye yazdım bu yazımı.
Çok düşündüm yazayım mı yazmayayım mı ve yazmak istedim. Neden derseniz şundan;

Sayın bakanın göreve geldiği günden beri basın üzerine gidiyor. Gaf filan yazdılar bazı
sözleri için. Ben katılmıyorum. Sayın dobra dobur ve gerçekleri söylüyor. Vatandaşın hislerine tercüman oluyor.
Son günlerde ki çıkışları ise, değme siyasetçiye fark atıyor.

Böyle değerli insanların önemli makamlarda olmaları bizler için bir şanstır. Yukarıdaki örnekte, bu ülkede kaç bürokrat vardır bence pek azdır sizlerde bunu biliyorsunuz.

Sahip çıkmak, arkasında durmak lazım böyle dürüst insanlarınki, bizlere daha güzel daha
değerli hizmetler sunabilsinler.

Ha bu arada Sayın bakanla tanıştığımız 1998 yılında gazeteci filan değildim. Sizlerinde
mahallenizde ve bölgenizdeki sanayide çalışan küçük esnaflar gibi bir esnaftım. Şimdi
şeytan dürter bazı dostlarımızı, tabi gazeteci ya ondan öyle yapmıştır. Değildi inanın.

Buradan Sayın Bakanıma sesleniyorum; Arkandayız her şeyinle, hele son günlerdeki
konuşmaların yüreğimize su serpiyor.

Yolunuz açık olsun. Yüce Rabbim sizler gibi dürüst insanları hak ettikleri o koltuklara nasip etsin inşallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Uzun Arşivi

YAŞAR NURİ HOCAM BEN YANACAKMIYIM

28 Haziran 2016 Salı 11:40

SAYGI DUYMAK ve SEVMEK

02 Haziran 2016 Perşembe 09:25

YAN YANA AMA BİR ARADA DEĞİLİZ

08 Şubat 2015 Pazar 17:27

HEP ÖLÜM HEP GÖZYAŞI!

04 Kasım 2014 Salı 09:31

PINARHİSAR ÇANKAYA

28 Ağustos 2014 Perşembe 22:28

YERİN ÜSTÜ YERİN ALTI

26 Mayıs 2014 Pazartesi 23:20

OBJEKTİF OLABİLMEK ZORDUR

09 Mayıs 2014 Cuma 23:34

ÖNCE OYU VİCDANINIZDA KULLANIN

25 Mart 2014 Salı 21:17

ÇEVRİM İÇİ VİCDANLAR

25 Şubat 2014 Salı 12:14