
Mehmet Uzun
KLAVYE BAŞINDAKİ DUYARLILIK
Bazı milli değerler konusunda insanlar çok hassas. Hele de bir elinde kahvesi
bilgisayarının başında zirve yapıyor bu değerler.
Teoride tamamda, pratikte hiçte öyle görünmüyor ne yazık ki.
Geçtiğimiz günlerde show tv deki o arkadaşın Nene Hatun için
cahilane sarf ettiği o malum hakaret.
Yürüyen yürüyene, siyah çelenk koyan koyana. İnsanın gözleri yaşarıyor.
Bu ne güzel bir sahiplenmedir.
Yine şeytan dürtüyor, diyor ki; arkadaş madem bu kadar milli değerlerine
sahip çıkıyorlar da, niye hep lokal bunlar, yada adamına göre tepkilerin
derecesi ayarlanıyor.
Yine şeytan dürtüyor, diyor ki; madem bu kadar değerlerine sahipler, niye
her yıl Erzurum’un kurtuluş törenlerini Erzurum’a gidip yerinde kutlayacak
kadar sevdaları yok.
Elin gavuru ta Avustralya’dan Çanakkale’ye haksız yere savaşıp ölen dedelerine
sahip çıkıp, dünyanın öbür tarafından gelebiliyorlar ama biz buradan Erzurum’a
gidemiyoruz.
Ben samimi bulmuyorum klavye başındaki bu sahte kahramanlıkları ne yazık ki.
Samimi arkadaşlar az olsa da var biliyorum.
Geçen yıl İstanbul’da Abdi İpekçi Kapalı Spor Salonu’nda Erzurum’un kurtuluş
törenlerini izledim. Kare kare, kelime kelime.
Konu Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluş törenleri ama o koca salona baktığınızda bir siyasi partinin sanki kongresi oluyormuş gibi zannediyorsunuz.
Tören boyunca bir tek kelime Nene Hatun’u duymadık, bir tek kare resmi yoktu. Bu gün bu klavye başındaki esip gürleyenlerin de bir çoğu ordaydı biliyorum. Kimi dernek başkanı, kimi dernek üyesi, kimi iş adamı… Hani niye sorgulamadılar kardeşim bu nasıl bir kutlamadır, Nene Hatunsuz, Kazım Karabekirsiz…
Şükür ki Sayın Başbakanımız kürsü konuşmasında bu milli kahramanlarımızın hepsine değindi, ferahladık en azından.
Erzurum denince milli kahramanlar ve kültürel mirasçılarımız gelmeli ama o gecede sahnede bir tane Erzurumlu ozan yoktu. Gerçi geçmiş yıllardan hatırlıyorum yine aynı salonda Mine Koşan arabesk söylemişti. Erzurumlular için
ve programın bir bölümünde de hemşerimiz Acun Ilıcalı’nın yetenek sizsiniz yarışmasından bir kaç genç Erzurumlulara rap yaptılar, yani rapçılar var ozanlar yok.
Eyy klavye başındaki duyarlı hemşerilerim, siz neden göremediniz burada ki eksikliği.
Bir tv şovmenine kaç gündür ver yansın ediyorsunuz. Hak etmiştir tabii ki. Ama madem bir yanlışlık, bir hakaret var, her türlü eksiklik ve hakareti de görmek, aynı tepkiyi vermek zorundasınız. Dadaşlığın gereği bu değil mi?
Aşkale’de ekmek parası için soğuk buz gibi sularda körü körüne hayatlarını kaybeden hemşerilerimiz için bu kadar feryad etmediniz. Çünkü muhatabınız çok büyüktü, zavallı bir tv şovmeni değildi…
Ben buradan bir öneride bulunacağım,haddim olmayarak. İstanbul’da bir çok dernek ve vakıf var. Bu dernek ve vakıflar kendi içlerinden bir kaç arkadaşı seçsin ve onlara Erzurum’la ilgili olumlu ve olumsuz durumlarda basın açıklaması yapmaları için yetki versinler. Bu arkadaşlar toplanıp tv leri çağırıp ortak bir açıklama ile tepkilerini yada beğenilerini açıklasınlar.
Her önüne gelen sokağa çıkmasın. Bu konuda samimi ve cahil gençlerimiz var. Sonra haklı olduğumuz davada haksız duruma düşeriz.
Bu arada aklıselim hiç bir siyasi beklenti içerisinde olmayıp konu Erzurum olunca yüreği yanan, üzülen hemşerilerim istisnadır. Onlar belli oluyor zaten, sizlerde biliyorsunuz.
Sağlıcakla kalın…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.