LEVYE VE BEYZBOL SOPASI

Her akşam aynı soru kafamda dönüp dönüp duruyor.
Akşam yemeği yenirken evde, genellikle haber saatine denk geliyoruz. Haberlerin hemen hemen yarıdan fazlası ölüm, kaza, cinayet… Kaşık elimizde kalıyor, yada yutmaya çalıştığımız lokma boğazımızda.
Soruyorum kendi kendime, ‘Nasıl oluyor bu iş, neden bizim ülkemiz ölümlerle bu kadar içli dışlı’ işin içinden çıkamıyorum bir türlü.

Bir an başka ülkeleri düşünüyorum, adeta bir dünya turu yapıyor, tekrar başladığım noktaya, yani ülkemize geri dönüyorum.
Bu turda gördüğüm en çok ölen, en çok kaza yapan ülkeler ya bizim ülkemiz yada diğer Müslüman ülkeler.
Yine kendi kendime soruyorum, neden?
Yaradanın bize bir düşmanlığımı var haşa… Bizlerde mi sorun… Tabii ki birinci
şık değil cevap. Sorunun bizlerde olduğuna kanaat getiriyorum.
Halbuki kitabımız Kur’an- ı Kerim elimizde bir kılavuz. Bütün Müslüman
aleminin kitabımızı mı doğru okuyup anlamıyoruz. Yada bizlerin yerine
okuyup bizlere aktaranlar mı doğru aktarmıyorlar?
Adam çekmiş silahını, esir ettiği kendi dininden, kendi milletinden birinin
kafasına mermileri boşaltırken Allahuekber diye bağırıyor. Yada bir meydanda
boğazına kadar toprağa gömülmüş bir hanım recm edilirken, taş atanlarda
Allahuekber diye bağırıyor.
Tekrar ülkemize dönersek ne kadar bilinçsiz, ne kadar cahil, ne kadar acımasız
bir millet olduğumuzu tekrar hatırlıyorum.
Bizler böyle değildik. Bizlere bir şeyler oldu. Tıpkı doğal yolla kuluçkaya yatmayıp makinelerin suni civ civ çıkarması gibi, bizlerde o civcivler gibi yapay ve dengesiz olup çıkıverdik.
Hele hele trafikte, olur ya insanlık hali küçükte olsa bir kaza yaptınız. Bunu konuşarak anlaşmak nerdeyse imkansız. Dünyada en çok beyzbol sopası satılan bir ülke durumuna gelmişiz. Halbuki beyzbol oynayacak ne bir sahamız, nede beyzbola gönül veren insanımız var.
Sopalar arabaların bagajlarında. Sabırsızlıkla maç yapmayı bekliyorlar. Arabayı süren insan kılıklı ayıların ellerinde. ( Bu ayıların bir diğer adı da trafik canavarlarıdır) onlara unvan mı yok…
Yine yazımın orta yerine dönersek bizlerin genleri ile oynamışlar korkusu her gün bende artarak büyüyor.
Bütün aşılarımız başka ülkelerden, yediğimiz sebze meyvelerin tohumları İsrail’den geliyormuş basından takip ettiğimiz kadarıyla. Eee bunlar bize hayırlı bir rüya görürler mi? Söyleyin lütfen…
Ülkemize ziyarette bulunan Amerikalı üst düzey yetkililer, kalmış oldukları otelde kesinlikle wc leri kullanmayıp, beraberlerinde getirdikleri kovalarla dışkılarını alıp, geri ülkelerine götürüyorlarmış. Dışkılarını bile bize güvenmeyip götüren bu insanlar bizlerin mutlu ve sağlıklı bir toplum olmamızı isterler mi sizce?
Ama biz ne yapıyoruz, hatırlayın lütfen. Bir kaç yıl önce bir adam ilik istedi vatandaştan. Arkasına da medyayı aldı. İstanbul Abdi İpekçi’de uzun kuyruklar oluşturdu. Bu millet bize b...... u bile çok gören, ülkelere iliklerimizi verdik.  (Oktay Babuna mı, neydi adı bu zatın)
Bir yerde okumuştum Almanya’da savaş sonrası ekmek fırınlarını hep İsrailliler çalıştırmış. 80’li yıllara kadar okuduğuma göre ekmeklerdeki bir katkı maddesi Almanya halkının dengesini bozmuş. O yüzden alman halkında köpeklerle yaşam süreci hızlanmış.
Ne zamanki Türk fırıncılar girmişler Almanya’ya, bu süreç aniden durmuş ve diyorlar ki eski yani İsrailli fırıncıların yaptığı ekmekler hiç bayatlamıyordu. Türklerin yaptığı ekmekler iki gün sonra bayatlıyor. Bu durum bizleri uyandırdı ama geç uyandık.
Yani arkadaşlar ne olur yolda, izde, otobüste, takside, apartmanda, parkta, trafikte… Yani nerde olursa olsun lütfen az sabredin, konuşmayı deneyin, bundan hiç bir şey kaybetmezsiniz.
Bu yazımdaki konuyu bilerek seçtim. Benzer bir durumu bir hafta önce yaşadım. Sabır ve konuşmayı seçtim. Eğer tersini yapsaydım, yemin ediyorum şu anda yazabildiğim imkanım asla olmayacaktı. Hatta belki yaşamıyordum bile… Bir trafik canavarı yüzünden.
Hepiniz Allah’a emanetsiniz. Ne demiş ünlü şairimiz; Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz…

Sağlıcakla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Uzun Arşivi

YAŞAR NURİ HOCAM BEN YANACAKMIYIM

28 Haziran 2016 Salı 11:40

SAYGI DUYMAK ve SEVMEK

02 Haziran 2016 Perşembe 09:25

YAN YANA AMA BİR ARADA DEĞİLİZ

08 Şubat 2015 Pazar 17:27

HEP ÖLÜM HEP GÖZYAŞI!

04 Kasım 2014 Salı 09:31

PINARHİSAR ÇANKAYA

28 Ağustos 2014 Perşembe 22:28

YERİN ÜSTÜ YERİN ALTI

26 Mayıs 2014 Pazartesi 23:20

OBJEKTİF OLABİLMEK ZORDUR

09 Mayıs 2014 Cuma 23:34

ÖNCE OYU VİCDANINIZDA KULLANIN

25 Mart 2014 Salı 21:17

ÇEVRİM İÇİ VİCDANLAR

25 Şubat 2014 Salı 12:14