
Ömer Faruk Kızılkaya
NUSAYBİNLİ BEŞİR AMCA
Bu hafta size Nusaybinli Beşir Amca’yı anlatacağım. Beşir Amca, bana yıllar önce yazdığım “İşsiz Değil Tembeliz” başlıklı yazımı hatırlattı. Onu görünce bu yazıyı kaleme almak istedim.
Malumunuz halka sorsak Erzurum’un en büyük sorunu işsizliktir. Herkes bu konudan mustariptir ama kimse ne sorunu dillendirir ne de sorunun çözümü için girişimde bulunur. Yine de göçün büyük bir hızla devam ettiğini görürüz. Göçün en büyük sebebi olarak da işsizliği gösterirler. Ben ona çok fazla katılmıyorum. Bana göre bizim en büyük sorunlarımızın biri kibrimiz diğeri de tembelliğimizdir.
Beşir Amca konusuna gelince:
Beşir Amca ile geçen hafta cuma günü Yenişehir’in sonu ile Yıldızkent’in başlangıcı arasındaki parkta karşılaştık, tanıştık, kısa bir sohbet ettik. Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşayan bir insan. Parka bir oyuncak getirmişti; çocuklar o oyuncağa binerek eğleniyordu, Beşir Amca da rızkını kazanıyordu. Eşim bana “Bu amcayı diğer parklarda da görüyordum.” dedi. Beşir Amca, ilerleyen yaşına rağmen koca oyuncağı park park gezdirip rızkını kovalıyor. Oyuncağına bir seferde en fazla altı çocuk binebiliyor. Bu çocukları kolla çevrilen atlıkarınca türevi oyuncağında tam beş dakika çeviriyor. Çocuk başına 1 TL alıyor. AVM’lerde 5 dakika için verdiğimiz 5-7 TL gibi bir para değil, daha mütevazı. 1 çocuk geldi diye onu geri çevirmiyor. Onu da bindiriyor, Erzurum esnafı gibi müşterilerin birikmelerini beklemiyor.
Cuma günü kızlarımı o oyuncağa bindirdim, cumartesi günü kendisiyle karşılaşınca tekrar bindirdim. Kendisiyle tanışmak istedim. Nusaybinli olduğunu öğrendim. Altı yıldır Erzurum’a geliyormuş ve yaz aylarında bu oyuncak sayesinde ekmeğini kazanmaya çalışıyormuş. Buraya geliş sebebini sordum hatta yanlış anlamasın diye parantez açtım: Amca, çocuk okutmaya veya benzeri bir sebeple mi geldin de boş durmamak için böyle bir işe giriştin? Çünkü bizim buralarda o yaşlardaki insanımız hiçbir iş yapmaz, ev ile cami arasında gidip gelirler. Beşir Amca büyün samimiyetiyle şunu söyledi:
-Yok vallaha, ekmek parasına gelmişim. Yazın buralardayım, kışın da memleketime gidiyorum. Bütün davam bir kuru ekmek, helalinden kazanabilirsem ne mutlu bana.
Çocuklarım parkta oynarken ben de bir banka oturup Beşir Amca’yı izledim. Ezan okunurken minik müşterileri vardı, onların saati dolunca oyuncağı durdurup kenarda bir yere geçti ve akşam namazını kılmaya başladı.
Erzurum insanı işsizlikten şikâyet ederken Mardin’den kalkıp Erzurum’a gelen bir yaşlı amcamız Erzurum’da kendine bir ekmek kapısı oluşturmuşsa kimse bana işsizlik sorunundan bahsetmesin.
Ben biliyorum ki o işi yapan bir gence kız vermezler.
Biliyorum ki bir kişi o işi yapsa “akraba ve konu komşu ne der” düşüncesiyle daha ilk gününde lanet ederek işi bırakır.
Biliyorum ki o işin garantisi yoktur, diye vazgeçirmeye çalışırlar. (Zaten artık garantili bir iş yok. Bir ihbar veya bir iftira yetiyor.)
Biliyorum ki emeksiz yemek olmaz.
Biliyorum ki laf karın doyurmuyor. Çalışmadan, emek vermeden, alın teri dökmeden para kazanılmıyor.
Biliyorum ki Beşir Amca aslında bize para kazanmanın bir sürü yolu olduğunu gösteriyor. Emek verip para kazanıyor. Umarım Beşir Amca örneğini doğru anlayabiliriz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.