VERİN 5 LİRASINI ATIN CEHENNEME

Artık ülke seçim sürecine girdi, ayak sesleri geliyor ağırdan ağırdan.
Siyasete yeni atılacak arkadaşlarıma bir iki tavsiyem olacak. Siyaset
bilimci değilim ama yaşadığım acı tecrübelerime binaen söyleyeceğim.
 
Uzaktan baktığınızda siyaset yapan insanları görürüsünüz. Bu insanları
gözünüzde büyütür bir dev yaparsınız. İçine ne kadar çok girer ve ortamı
paylaşırsanız  o dev gördüğünüz insanlar gözünüzde günden güne
küçülür, adeta kayboluverirler.
 
Çok azı istisnadır. Çok seyrek olduğundan belki de size rastlamaz.  Ben bir kaçını görmüştüm. Mutlaka sizde gördünüz. Mesela rahmetli Adnan KAHVECİ, rahmetli Recep YAZICIOĞLU, rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU gibi… 
 
Sizi uzaktan izlerler. Özellikle oy potansiyeliniz çok önemlidir. Sizin kişiliğiniz
oy vermesi hayal edilen çevrenizden sonra gelir. 
Mutlaka sizi ziyaret ederler. Konu şudur; vatan, millet, bayrak gelir. Dağılımının
adil olması vs.. vs..  cekler… caklar…
 
Asıl hedef, size o teklifi getiren şahsiyetin koltuk sevdasıdır, iktidar hırsıdır.
Bunu kamufle etmek için işte o malum değerler hep kullanılır. 
 
Uzunca bir süre siyasette bulundum. O dönemki büyüklerimiz, gerçi şimdi gözümde bir cüce bile değildir ama bize hep şunu söylerlerdi. ‘Sakın koltuk için, makam için çalışmayın. Allah rızası için çalışın. Siz zaten o koltuğu hak ettiniz mi size verilir.’
 
Bizde saf saf inanırdık buna. Ne zamanki bir kongre olur, kavgalar başlar bizim
kafamıza dankkkk eder. Hani hak edilince verilecekti koltuk. Peki bu kavga niye? Biraz kafanız basarsa konuyu anlarsınız, basmasa afiş asmaya devam…
 
Yıl 1994. Kendi iş yerimde bir kaç adamımla çalışıyorum. İşlerim iyi şükür. Bir
sorunum yok. Hemşerilerimden bir gurup bana geldiler. Oturduğumuz yer bir
beldedir, yaklaşık 60 000 nüfusu olan bir beldeydi. Gerçi şimdi mahalle ettiler. Neyse!
Dediler ‘Mehmet bey burada yaklaşık 1000 in üzerinde Erzurumlu var. Seni Belediye Meclis üyesi olarak göstereceğiz. Dedim ben siyaset filan sevmem. Kabul etmedim. Daha sonra geldi beni ikna ettiler bir şekilde.
 
Gittik kaydımızı yaptırdık. Seçim çalışmalarına başladık. Siyaset yapanlar bilir, Başkan adayımız ve diğer adaylar bütçe yapmamız gerekiyor dediler. Dedim herhalde seçim stratejisi filan bana düşen bir miktarı söylediler. O güne ve benim gibi bir esnafa göre epeyce bir paraydı. Verdim tabii ki.
 
Günlerce kapı kapı dolaştık. Eşim de bana eşlik etti. Gecenin bir yarısı
sadece uyumaya geliyoruz eve. 
 
Artık girmişiz siyasete, geri durmak da biz yakışmaz. Sözün kısası seçim boyunca işlerim aksadı, bozuldu. Elimde avucumda ne varsa harcadım. Beni oraya tavsiye edip yollayan hemşerilerimiz adeta beni unuttular.
 
Seçimi kaybettik de akıllandık mı? Hayır. Bir sonraki seçimde de aynı süreci yaşadık.
Seçimi yine kaybettik ama 2. sırada olduğum için meclise girdim de ne oldu? Hiç, bol bol vatandaşın işine koştuk, yine kendi işimizi aksattık.
 
O dönem mensubu olduğum partinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı 
Ali Müfit GÜRTUNA ya çıktım. İşlerim bozuk ve ben meclisteyim, iş yerimde var.
Bana yaşayacağım kadar bir iş verin. Alın terimi pazarlamaya geldim.
Yüzüme bile bakmadılar.
 
Dönemin İstanbul İl Başkanı bu gün Ak Parti’ye geçen sayın Numan Kutulumuş’tu.
Onu da aradım. Dedi Mehmet bey hacca gidiyorum, döneyim hallederiz. Döndü
yine değişen bir şey yok.
 
Yani arkadaşlar sakın beni rant peşinde koşan biri olarak algılamayın lütfen. Varımı, yoğumu harcamışım.  Ve bu varımı yoğumu harcadığım partinin en üste kilerine bile alın terimi satamadım.
 
Bir anımı da sizle paylaşayım. Her yıl belediyeden mal beyanı alırlar. Yani çalmış mı, çırpmış mı diye. Ben mal beyanı verdim. İşte iş yerim, evim, arabam. Ve o dönem 5 000 tl borç, ertesi yıl verdim 6000 tl borç. Arabada yok. Güldüler iktidardaki arkadaşlar.
 
Ama şimdi o arkadaşların hiç biri piyasada yoklar. Kimi aranıyor, kimi batmış. Üzüldüm tabi. Ama haram lokma geçmedi boğazımızdan şükür.
 
Özetle şimdi siyasete girecek arkadaşlar.  Gözden çıkardıkları bir paraları varsa
girsinler siyasete. Ama sakın şuna kanmasınlar; vatan, millet, bayrak ve adil bölüşüm.
Belki söylem olarak çok doğru ama, pratikte bu yok inanın… 
 
El etek öpmeyeceklerse, doğru bildikleri, inandıkları her neyse, özgürce savunabileceklerse, siyasete girmelerini tavsiye ederim. Çünkü böyle insanlara çok ihtiyaç var. 
 
Bu arada  düzgün şahsiyetli, adam gibi adam olan siyasetçileri tenzih ederim. Sözüm onlara değil…
 
Bir fıkra ile bu yazımı bitireyim dilerseniz.
 
Bir siyasetçi ölmüş, cenneti kazanmış. Elinde evrakları cennetin kapısına varmış.
Görevli meleğe göstermiş evraklarını. Melek incelemiş, tamam demiş, buyurun girin.
 
Siyasetçi tam cennete girecekken melek bir saniye beyefendi ‘Siz dünyada ne işle meşguldünüz? Adam, ben siyasetçiydim demiş.
Melek birden heyecanlanmış, ver şu evrakları bir daha bakayım. Çünkü bu güne kadar bir siyasetçi cennete giremedi. Sen ne yaptın ki cenneti kazandın? Sorunca siyasetçi demiş ‘Seçim falan yoktu, bir yetim çocuğa 5  lira verdim. sevindi yetim. Bundan olsa gerek.’
 
Melek riske girmek istememiş, bir üst meleğe çıkmış, durumu olduğu gibi anlatmış. Üst melek bakmış bakmış düşünmüş. Elini cebine atıp 5 lira çıkarıp meleğe vermiş.
Ve demiş ki; yok arkadaş şurada emekliliğime az bir süre kaldı. Bunu riske atamam. Ver şu 5 lirayı o siyasetçiye hemen cehenneme atın.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Uzun Arşivi

YAŞAR NURİ HOCAM BEN YANACAKMIYIM

28 Haziran 2016 Salı 11:40

SAYGI DUYMAK ve SEVMEK

02 Haziran 2016 Perşembe 09:25

YAN YANA AMA BİR ARADA DEĞİLİZ

08 Şubat 2015 Pazar 17:27

HEP ÖLÜM HEP GÖZYAŞI!

04 Kasım 2014 Salı 09:31

PINARHİSAR ÇANKAYA

28 Ağustos 2014 Perşembe 22:28

YERİN ÜSTÜ YERİN ALTI

26 Mayıs 2014 Pazartesi 23:20

OBJEKTİF OLABİLMEK ZORDUR

09 Mayıs 2014 Cuma 23:34

ÖNCE OYU VİCDANINIZDA KULLANIN

25 Mart 2014 Salı 21:17

ÇEVRİM İÇİ VİCDANLAR

25 Şubat 2014 Salı 12:14